Kalp Kurtlarını Dostlarımızın Kalbinden Uzak Tutun!

Blog yazısı detayı

Blog'a Dön

Kalp Kurtlarını Dostlarımızın Kalbinden Uzak Tutun!

19 Ağustos 2026

Kalp Kurtlarını Dostlarımızın Kalbinden Uzak Tutun!

Kalp kurdu hastalığı; başta köpekler olmak üzere karnivorların pulmoner arterleri ile sağ ventrikülünde bulunan bir filaryal nematod olan Dirofilaria immitis'in varlığı ve gelişmesi nedeniyle oluşan bir helmint enfestasyonudur.

Dirofilariazis, sivrisinek vektörlerinin yoğunluğuna ve mevsimselliklerine bağlı olarak, prevalansı ülkeden ülkeye ve hatta bir bölgeden diğerine farklılık gösterse de, dünya çapında yaygın bir dağılım göstermektedir.

Çevresel Faktörler ve Yayılımı Tetikleyen Nedenler

Hem doğal hem de insanlar tarafından yaratılan çevresel ve iklimsel değişiklikler ile hayvan hareketleri, kalp kurdu enfeksiyonu potansiyelini artırmıştır. Endemik olmayan alanların ve düşük insidans bölgelerinin ticari ve konut amaçlı gayrimenkul geliştirmelerine açılması; gelişmemiş arazilerin drenajını değiştirerek ve yeni kentsel konut sitelerinde su kaynakları sağlayarak kalp solucanlarının yayılmasına ve prevalansının artmasına neden olmuştur.

Kentsel yayılma ile birlikte binalar ve otoparklar gün boyunca ısıyı koruduğu için "ısı adaları"nın oluşmasına yol açmıştır. Ayrıca daha soğuk aylarda, sivrisinek vektörlerinde kalp kurdu larvalarının gelişimini destekleme potansiyeline sahip mikro ortamlar yaratarak bulaşma mevsimini uzatmaktadır.

Bulaşma Dinamikleri ve Mevsimsel Değişimler

Kalp kurdu bulaşması kış aylarında azalır; ancak kentsel alanlarda mikro ortamların varlığı, kalp kurdu bulaşma riskinin asla sıfıra ulaşmadığını gösterir. Ayrıca, bazı sivrisinek türleri yetişkin olduklarında kışı geçirebilirler. Bu sivrisineklerde kalp kurdu larva gelişimi soğuk havalarda durabilirken, sonraki ısınma ile gelişimin hızla devam etmesi sağlanır.

Kuzey Yarım Küre'de kalp kurdu bulaşmasının en yoğun olduğu aylar Temmuz ve Ağustos'tur. Prevalansın düşük olduğu yerlerde kalp kurdu enfeksiyonu beklenmedik bir şekilde tespit edilebilir. Bu durum hem enfeksiyonun odaksal yayılmasından hem de artan farkındalıktan kaynaklanır.

Kalp Kurdunun Kaynakları ve Vektörler

Rezervuar Kaynaklar: Mikrofilaremik köpekler, sivrisinek vektörleri için mikrofilarya kaynağıdır (enfeste köpeklerin %10-20'si amikrofilaremiktir). Başıboş köpek popülasyonlarının, tilki ve çakal gibi yabani karnivorların belirli bölgelerde hastalığın sürdürülmesindeki önemi göz ardı edilmemelidir.

Doğrudan Kaynak: Yalnızca dişi sivrisinek vektörlerinden (Culex, Aedes, Anopheles) oluşur; parazite duyarlı yaklaşık 70 tür vardır. Bu nedenle potansiyel vektör olarak kabul edilirler.

Tedavi İlkeleri ve Korunmanın Önemi: En İyi Tedavi Koruma!

Kalp kurdu tedavisinin amacı; hayvanın klinik durumunu iyileştirmek ve kalp kurtlarının tüm yaşam evrelerini (mikrofilarya, larva evreleri, juvenil ve erişkin) tedavi sonrası minimum komplikasyonla ortadan kaldırmaktır. Köpeğin doğası gereği yüksek duyarlılığına rağmen kalp kurdu hastalığı önlenebilir bir rahatsızlıktır.

Kalp kurdunun endemik olduğu bölgelerde yaşayan tüm köpekler risk altında olduğundan, koruyucu ilaçlar yüksek önceliğe sahiptir. Yavrularda, makrosiklik bir laktondan oluşan önleyici tedaviye mümkün olduğunca erken, en geç 8 haftalıkken başlanmalıdır. Yüksek endemik bölgelerde sivrisinek kovucu ektoparazitisit eklenmesi önerilir.

Tanı, Test Protokolleri ve Zamansal Saptama

Kalp kurdu önleyici tedaviye 8 haftalık olduktan sonra başlanan yavrular, ilk dozdan 6 ay sonra ve daha sonra yılda bir kez kalp kurdu varlığı yönünden test edilmelidir. 7 aylık veya daha büyük köpeklerde koruma programına başlamadan önce antijen ve mikrofilarya testi yapılmalıdır.

Halihazırda mevcut olan kalp kurdu antijen testleri, esas olarak yetişkin dişi Dirofilaria immitis tarafından salgılanan proteini tespit eder. En kullanışlı mikrofilarya testleri ise (Modifiye Knott metodu veya filtrasyon testi) mikrofilaryaları daha hassas bir şekilde tespit etmektedir.

Kalp kurdu antijeni ve mikrofilaryanın saptanabileceği en erken tarih, enfeksiyondan yaklaşık 5 ila 6 ay sonrasıdır. Antijenemi genellikle mikrofilaryanın görünümünden önce gerçekleşir ancak bazen birkaç hafta gecikebilir. Antijen hiçbir zaman saptanamayabilir veya dişi solucan yükü çok düşük olan köpeklerde yalnızca sporadik olarak saptanabilir. Ayrıca makrosiklik lakton koruyucu ilacı alan enfekte köpeklerde, enfeksiyondan yaklaşık 9 ay sonrasına kadar antijenemi baskılanabilir.

Uzman Veteriner Hekim ESRA BANDIRMA ERCAN
Boehringer Ingelheim Pet Teknik Müdürü