Great Dane: Köpeklerin Apollo'su
26 Kasım 2023
Great Dane: Köpeklerin Apollo'su
Güç ve zarafeti heykelsi bir görünümde birleştiren danua, dikkat çekici cüssesiyle etkileyici bir köpektir. Bu görünümünün arkasında meleksi bir kalbe sahip, şefkatli bir varlıktır. arkadaş canlısı, sevecen ve dışa dönük mizacı, onu çok iyi bir aile köpeği adayı yapmaktadır.
Dünyada çok farklı ve birbirinden güzel birçok köpek cinsi bulunmaktadır, ancak bunların arasında öyle bir ırk vardır ki; Yunan mitolojisindeki Apollo’nun köpek dünyasında vücut bulmuş halidir. İşte bu cins Danua’dır. Güç ve zarafeti heykelsi bir görünümde birleştiren Danua, dikkat çekici cüssesiyle etkileyici bir köpektir. Bu görünümünün arkasında meleksi bir kalbe sahip, şefkatli bir varlıktır. Arkadaş canlısı, sevecen ve dışa dönük mizacı, onu çok iyi bir aile köpeği adayı yapmaktadır. Derin ve gür sesi, heybetli cüssesiyle davetsiz misafirleri korkutan cesur bir bekçi köpeğidir. Türkçe’de Danua kelimesi Fransız terminolojisinden gelen “le Grand Danois” tabirinin Türkçeleşmiş halidir. Grand Danois’nin Türkçe çevirisi Büyük Danimarkalı anlamına gelmektedir. İngilizce konuşulan ülkelerde aynı anlama gelen “Great Dane” olarak bilinmektedir. Kendi ülkesi Almanya’da ise ırkın anavatanını vurgulayacak şekilde “Deutsche Dogge” yani Alman Dogge’si (Almanca’da köpek anlamına gelen Hund ile karıştırılmamalıdır) olarak adlandırılır.
Domuz Tazısından Danua’ya
Dost canlısı modern bir ırk olan Danua, bir zamanlar kraliyet efendileri için Avrupa’nın çetrefilli ormanlık avlanma alanlarında yaban domuzlarını kovalayan son derece hırçın bir köpekti. Orta Çağ Avrupa’sında vahşi hayvan avlamak, büyük mülk sahipleri ve seçkinler arasında son derece popüler bir aktiviteydi. Yabanı ve acımasız domuzları alt etmek için güçlü, dayanıklı, çevik ve hızlı av köpekleri gerekmekteydi. Bu köpekler sürüler halinde tek bir yaban domuzunu yaya olarak ya da atlar üzerinde bekleyen avcılara doğru sürer ve daha sonrasında avcılar tarafından yaban domuzu mızraklarıyla öldürülürdü. Bu köpeklere genel olarak Boarhound yani Türkçe’ye çevirecek olursak Domuz Avı Köpeği veya Domuz Tazısı denilmekteydi. Kraliyet aileleri saraylarında aynı anda birçok köpeği besler ve yetiştirirlerdi. Genç olan köpekler, domuzları sürmek için sürülere katılmadan önce, daha az tehlikeli avlarda daha deneyimli olanlarla eğitilirdi. Bu tür köpekleri içeren av sahneleri, dönemin resimlerinde olduğu gibi, kraliyet üyeleri ve soyluların yanında tasvir edilen köpeklerin olduğu portrelerde de görülmektedir. Münih’teki Bavyera Koleksiyonu’nda ünlü ressam Anthony Van Dyke’nin etkiletici bir tablosu bulunmaktadır. Van Dyke’in 1628 yılında yaptığı öngörülen tabloda Neuburg’lu Kont Palatine Wolfgang William’I Boarhound köpeği ile birlikte resmetmiştir (RESİM 1). Bu tabloda efendisinin yanında duran boynunda kraliyete ait olduğunu gösteren özel bir tasma bulunan büyük akıtmalı çapar renkli bir köpek betimlenmiştir. Uzun boylu ve güçlü fiziğe sahip olan köpek, hiç şüphesiz Danua ırkı köpeklerin o zamanlardan beri kraliyet mensuplarınca yetiştirildiği ve resmedilecek kadar büyük saygı ve rağbet gördüğünün bir kanıtıdır.
Boarhound tipi köpekler Avrupa’nın çeşitli yerlerinde bulunmaktaydı. Orta Avrupa’ya İngiltere’den Mastiff’ler ile İrlanda tazıları arasında çaprazlandığı düşünülen çok sayıda köpek getirilmekteydi. İngiltere’de kraliyet aileleri tarafından yetiştirilen bu köpekler yüksek bacaklı ve çevikti. Orta Avrupa’nın yerli köpekleri bu tipteki köpeklerle melezlendi. Ve bir noktada, Almanya’da Boarhound sayısı yüksek bir sayıya ulaştı ve ihtiyaç yerel köpekler üretilerek karşılanmaya başlandı. Bu nedenle de bir süre sonra İngiltere’den Boarhound getirmeye gerek kalmadı. 19. yüzyılın ortalarına doğru ateşli silahların icadı ve domuz popülasyonunun azalmasıyla bu köpeklere olan rağbet de azalarak sınırlı şekilde üretilmesine devam edildi. Genel olarak şecerenin önem kazanmasından önceki dönemde tek tip bir köpekten bahsetmek zor olsa da Boarhoundların Danua’nın gerçek ataları olduğunu ortaya koymak yanlış bir tespit olmayacaktır.

19. yüzyılda Almanya’da bu tür köpekler farklı isimlerle Ulmer Dogge, English Dogge, Danish Dogge, Hatzrüde (Av köpeği) ve Saupacker (Domuz Avcısı) olarak biliniyordu. Köpekler sadece farklı isimlendirilmemekte, aynı zamanda fenotip olarak da farklı görünüme sahiptiler. 1878’de, dönemin uzmanı olan zoolog ve Berlin Hayvanat Bahçesi direktör Dr. Henrich Bodinus başkanlığında oluşturulan komite, Berlin’de toplanarak ırkı tek bir ismin, yani “Deusche Dogge” altında birleştirmeye karar verdi. Bu isimle birlikte Boarhound tipli köpekler arasındaki farklılık ve nüansların da ortadan kalkacağı ve tek bir tip altında birleşeceği anlamına geliyordu.
Alman İmparatorluğu’nun büyük şansölyesi Otto von Bismarck’tan dolayı Danua’lara atfedilen diğer isimler, Bismarck Dogge veya kraliyet köpeği anlamına gelen Reichshund’du. Bismarck, Göttingen Üniversitesi’ndeki gençlik günlerinden beri her zaman Danua beslemekteydi. Diplomatik kariyeri boyunca Bismarck’a halkın da dikkatini çeken Danualar eşlik etmişti (RESİM 2). Bismarck, 1871’de Alman devletlerini Alman İmparatorluğu altında birleştiren çok önemli bir şahsiyetti. Komitenin ırkı Deutsche Dogge olarak adlandırması, Bismarck’in bu özel ırka olan ilgisi ile bağlantılı olarak zamanın ruhundaki Alman milliyetçiliğin etkisinin rastlantısal olması mümkün değildi. Buna ek olarak güçlü Alman İmparatorluğu’nun bir sembolü olarak güçlü ırkla ilişkilendirmesi de ayrıca bir paralellik de göstermekteydi.
Batı dünyası, ırkı Deutsche Dogge ve Great Dane olarak adlandırma konusunda halen bölünmüş durumdadır. Great Dane tabiri Fransız doğa bilimci Comte de Buffon’un 1749-1788 yılları arasında yazdığı ünlü yapıtı olan “Histoire naturelle, générale et particuliére” kitabında yaptığı araştırmada bu cinse “le Grand Danois” adını vermesine dayanmaktadır. Modern biyoloji bilimi var olmadan önce, gözlemlerini belgeleyen ve onlardan sonuçlar çıkaran doğa bilimcileri bulunmaktaydı. Great Dane tabiri le Grand Danois’nin İngilizce çevirisi olarak bu dile girdi ve de geleneksel hale gelerek bu güne kadar kullanıldı. Bu duruma tezat olacak şekilde Fransa’da ırkın ismi Grand Danois olarak devam etmedi ve Deusche Dogge’nin Fransızca tercümesi Dogue Allemand olacak şekilde değiştirildi.

Köpek Yarışmalarında Danua
Dog şov etkinliği (ırk standardı yarışmaları) ve köpek yetiştiriciliği, 19. yüzyılın ortalarında İngiltere’deki Viktorya döneminde halk arasında oldukça popüler hale geldi ve hızla dünyanın geri kalanına yayıldı. İlk modern dog şov etkinliği Haziran 1859’da İngiltere’nin Newcastle-upon-Tyne kentinde gerçekleşti. Bu etkinlik ilk başta yıllık sığır yarışmasına ek bir cazibe getirmek için başlamıştı. Bunu aynı yıl Birmingham’da daha geniş katılımlar ve artarak ilgi gösterecek şekilde başka bir etkinlik takip etti. Artan popülariteyle, şecereli köpekler burjuvazi ve işçi sınıfı arasında moda oldu. Irk standartları, dog şovlarda doğru değerlendirme yapılabilmek için önde gelen cins uzmanları tarafından hazırlandı ve bu etkinlikler için norm haline geldi. Köpek ırklarına rağbet gösteren köpekseverler ırk kayıtlarını tutan kinoloji kulüpleri ve ırk kulüpleri etrafında örgütlendi.
Almanya’da ilk dog şov etkinliği 1863’te Hamburg’da gerçekleşti. Bu etkinliğe Danualar da katıldı, bunlardan sekizi Danish Dogge ve yedisi Ulmer Dogge olarak kayda geçti ve sonraki etkinliklerde sayıları büyük ölçüde arttı. Irkı temsil eden ilk resmi kulüp, 1883’te Birleşik Krallık’da Great Dane Club adı altında kuruldu. Bunu 1888’de Almanya’da Deustche Dogge Club ve 1889’da ABD’de The Great Dane Club of America izledi.
"
1880’de, Berlin’deki ırk standardı yarışmasında, Danua’nın ilk standardı belirlendi. Almanlar tarafından kaleme alınan ırk standartı, ABD ve İngiliz ırk kulüpleri tarafından hızlıca benimsendi ve ırkın kendi ülkesindeki gelişimi diğer ülke kulüplerince takip edildi. İler leyen süreç içinde doğal olarak 21. yüzyılda ırkın gelişimine dayanarak, Almanlar tarafından oluşturulan standart birkaç kez revize edildi. Özellikle Almanya’da bir dizi yetiştirici, modern Danua’nın gelişimine katkıda bulundu (RESİM 3). Buna Avrupa’daki başka yetiştiriciler de dahil oldu. Hem Amerikan hem de İngiliz yetiştiriciler, 20. yüzyılın başlarında oldukça fazla sayıda Danua ithal ederek üretim programlarında kullandılar. İkinci Dünya Savaşı ve sonrasındaki toparlanma sürecinde etkileşim azaldı ve yetiştirilen köpekler yıllar içinde benzerlerinden bir miktar uzaklaştı. Terminolojik olarak ırka Great Dane ve Deutsche Dogge olarak farklı adlandıran ülkelerin yetiştirdiği köpekler ta bugüne kadar yakın bir etkileşim içinde olması ve de bu ülkelerde yetiştirilen ırkı tipinin belirli bir düzeyde benzerlik göstermesi dikkat çekicidir. Bu dil ile bağlantılı olan ilginç bir durumdur. Genel resme baktığımızda ırk tipi olarak Amerika, İngiltere, Norveç, İsveç gibi ülkelerde üretilen köpekler daha zarif bir yapıya sahip, uzun kafalı ve uzun boyunlu, Almanya, Avusturya, Fransa ve İspanya’da üretilen köpeklerin ise daha iri kafalı ve fiziksel olarak geniş yapılı oldukları görülmektedir. Irkın tarihine bakıldığında ve geçmişteki gelişimini incelediğimizde bu ayrımın eski köpeklerde görüldüğünü söyleyebiliriz. 1882 yılındaki Berlin Show’una katılan Rolf I (RESİM 4) ağır tipi yansıtmaktadır. Ancak en azından İkinci Dünya Savaşı’na kadar Almanya’da dahil olmak üzere 1920’li yıllarda doğan Ch. Bosko vd Saalburg’un (RESİM 5) temsil ettiği zarif ırk tipinin kabul gördüğünü ifade etmek yanlış olmayacaktır.

Danua’nın Irk Standardı
Danua, FCI’a kabul edilmiş olan ırkların oluşturduğu 10 ayrı gruptan oluşan kategorilerden 2.’sinde bulunmaktadır. Bugün FCI tarafından kabul edilen standardı, ırkın anavatanında Alman uzmanlar tarafından yazılan standarttır.
a) Genel görünüş
Danua ırk standardı, kare gövdeli, dengeli ve orantılı görünüme sahip bir köpeği tanımlar. Vücudun tüm bölümleri uyum içindedir. Asla ağır veya hafif görünmez. Düzgün kaslı bir vücuda, uzun kafa yapısı ve boyna, parlak tüy yapısına sahiptir. Standart, bu ırka özgü, heykelsi, asil bir görünümün istendiğini dile getirmektedir. Köpek, özellikle bu karakteristik görünümü ile karşısındakini etkisi altında bırakır.
b) Detaylar
Köpeğin kafası da aynı şekilde, heykel gibi yontulmuşçasına görünmekte ve heykeli anımsatmaktadır. Köpeğin kafası, kafatası ve somak, olmak üzere eşit uzunlukta paralel düzlemlere sahip, uzun ve göreceli olarak dardır. Kafatası ve somağı ayıran stop belirgin, gözler badem şeklinde ve güzel bir ifadelidir. Kaslar hafif belirgindir. Somak ve burun geniştir. Çene güçlü ve geniş ve kafa ile uyumlu yandan köşeli gözüken dudaklarla iyi bir şekilde kapanmaktadır. Kulaklar yukarıdan bağlantılı ve orta büyüklükte ve V şeklindedir. Kesici dişler mükemmel bir makas basışı şeklinde birleşir. Boyun uzun ve kemerlidir. Güçlü ve düz olan sırta uyumlu ve akıcı bir şekilde bağlanır. Bel bölgesi geniş ve kısadır. Kuyruk sırtın devamı şeklindedir. Düz durmakta ve topuklara kadar uzanır ve hareket halindeyken sırttan çok yüksekte taşınmaz. Alt çizgi belirgin olacak niteliktedir. Göğüs geniştir ve dirseklere kadar uzanmaktadır. Köpeğin iyi tanımlanmış ön ve arka açıları, paralel yapıda ön ve arka uzuvları ve güçlü kemik yapısı bulunmaktadır. Patiler, oldukça kavisli, kapalı ayak parmakları ile güçlü ve sıkıdır. Danua hareket ederken önde uzanarak arkadan iterek yeri kavrar. Kafa yukarıda taşınır ve sırt sağlam ve hareket ederken düzdür. Danua arkadaş canlısı bir mizaca sahiptir, dışa dönüktür ve asla utangaç görünmez. Erkekler standartta belirtilen omuzun en yüksek noktasından ölçüldüğünde minimum olan 80 cm’nin oldukça üzerinde ve dişiler için minimum olarak belirlenen 72 cm’nin üzerindedirler.
c) Renk
Danua’da beş farklı renk kategorisi bulunmaktadır. Bunlar – Fawn (Boz), Brindle (Çapar), Siyah, Harlequin ve Mavi’dir. Fawn renkli köpekler, koyu bir maske ile açık altın renginden koyu altın rengine kadar değişebilir. Brindle renkli köpekler, koyu bir maske ile kaburgalara paralel koyu çizgilidirler. Açık ila koyu altın zemin rengine sahiptirler. Maviler, göğüs ve ayak parmaklarında sınırlı beyaz olacak şekilde çelik mavisini andıracak şekilde gri renklidirler. Bu renk hiç bir zaman açık kahverengi veya siyaha dönük bir renk olmamalıdır.
Siyah ve harlequin renk kategorileri diğerlerine göre biraz daha kapsamlıdır. Siyahların saf siyah renkte olması gerekmektedir. Göğüs ve bacaklarda beyaz olabilir. Siyah olarak kabul edilen “mantle” renkli köpeklerin kafasında, boyun ve göğse kadar uzanan beyaz akıtmaları bulunmaktadır. Buna ek olarak beyazlar bacak ve kuyruk ucunda da bulunmaktadır. Yine siyah kategoride “plattenhunde” (kabul edilen olarak tanımlanmış) bir renk bulunmaktadır. Bu renkte kafa mantle gibi görünür, ancak vücuttaki büyük siyah benekler dışında vücudu beyaza benzer bir battaniye gibi örter. Bu renk, alacalı ile kategorik olarak karıştırılmamalıdır. Harlequin, saf beyaz bir zemin üzerinde yer alan siyah düzensiz benekli köpekleri tanımlamaktadır. Benekler vücudu örtecek kadar büyük görünmemelidir ve parça halinde görülmelidir. Bazen siyahlar arasında tamamen normal olan küçük gri lekeler görünebilir. Bu kategoride küçük siyah tüyler bulunabilir ancak beyaz zeminin saflığını bozduğu ve kirli bir görünüm oluşturduğu için bu istenmeyen bir durumdur. Harlequin renk kategorisi içinde “merle” diye adlandırılan bir renk de bulunmaktadır. Harlequin’deki beyaz zeminin aksine, merle’nin siyah benekleri gri bir zemin üzerine dağılmıştır. Bu renk, 20.12.2012 tarihli son yayınlanan ırk standardında merle renkli köpeklerin de üretime dahil edilmesi için standartta tanımlanmıştır. Standart bu rengin “istenmeyen” ve “diskalifiye edilmemesi gerektiğini” ifade etse de, bu konuda çok net olmadığından, Deutsche Dogge Club EU.D.D.C.’ye dahil diğer Danua kulüplerine bu rengin dog şovlarda önem kazanması için değil üretime dahil edilmesi için eklendiğini ifade eden bir bildirim iletilmiştir.
Moderation
Bu kavram, köpeğin standartta tanımlandığı özelliklerin her ne şekilde olursa olsun aşırıya kaçmadan somutlaştırılmasının anlayışını taşımaktadır. Aşırı güçlü ifadeli bir kafaya sahip bir köpek, yetersiz ifadeli bir kafaya sahip bir köpek gibi, cinsin tipik bir örneği olamaz. Danualar başka ırklarda da olduğu gibi son 20 yılda “hipertip” eğiliminden zarar görmektedirler. Hiper, eski Yunanca’dan gelen bir sözcük olup fazlalığı ifade eder. Tip ise bir köpekte bulunan aranan karakteristik özellikleri tanımlar. Hipertip olarak birleştirildiğinde ise istenen özelliklerin aşırılığını ifade eder. Bu nedenle, ırk standardı ile uyumlu değildir. Bu tür eğilimler, bizi doğru tip köpeği takdir etmekten ve ödüllendirmekten alıkoymamalı buna farkındalıkla yaklaşılmalıdır. Buradan hareketle, Danua’yı takdir ederken, “Apollo” benzetmesi, her zaman cins standardında belirtildiği gibi kavramsal bir referans olarak aklımızın bir kenarında tutulmalıdır.
Danuaların Sergilenmesi ve Üretilmesi
FCI sınıflandırmasına göre, cins 3 renk kategorisine ayrılmıştır. Fawn ve Brindle renkli köpekler birlikte, Siyah ve Harlequin renkli köpekler birlikte olmak üzere aynı ırk standardı ringinde rekabet edecek şekilde gruplandırılmıştır. Mavi renkli köpekler ringinde ise tek renk olacak şekilde sergilenir. FCI Uluslararası güzellik ünvanı olan CACIB, bu 3 grupta ayrı ayrı verilir.
Irkın mizacı dolayısıyla Danuaları sergilemek oldukça eğlencelidir. Ancak Danuanızın ringe, büyük kalabalıklara ve hakem tarafından elle değerlendirmesine alışması için erken yaşta başlanmalıdır. Sosyalleşmemiş köpekler, diğer köpekler arasında cinse özgü olmayacak şekilde utangaçlık gösterebilir. Bazı eğitimsiz köpekler, aşırı heyecanlanarak yarışmayı sizin için hoş olmayan bir deneyime dönüştürebilir. Hakemler, ringde sürekli zıplayan ve sahibini çekiştiren bir köpeğin özelliklerini en iyi şekilde değerlendiremeyebilir.

Renk kategorilerinin birbiriyle genetik olarak ilişkili olmadıkça eşleştirilmemesi dünyadaki bir çok ırk kulübü tarafından tavsiye edilmektedir. Renkleri metodik olarak üretilmesi, kan hatlarını uzun süre etkileyebileceğinden standart olmayan ve istenmeyen renklerin üretilmesi olasılığını ortadan kaldıracaktır. Fawn ve brindle renkli köpek birbirleriyle eşleştirilebilir. Siyahlar ve Harlequinler veya Merle renkli köpekler birbirleriyle eşleştirilebilmektedir. Kan hattında harlequin taşımayan siyahlar mavilerle eşleştirilebilir. Harlequin, üretilmesi çok zor bir renktir. İki Harlequin renkli köpeğin eşleşmesi sonucunda harlequin, siyah, mantle, merle, plattenhunde, beyaz, merlequin gibi renklerin çıkabilmekedir. Yetiştiriciliğe başlamadan önce renk kategorilerini çok dikkatli bir şekilde incelemek gerekir. Üreticilik konusuna deyinirsek, acemiler ve amatör zihinli kişiler, üretim yapmanın kolay olduğunu ve iyi köpeklerin bir anda elde edilebileceğini düşünme eğilimindelerdir. Üreticiliğe başlamadan önce, deneyimlerinden bazılarını sizinle paylaşabilecek iyi bir mentörünüz olduğundan emin olun. Doğru köpekleri seçebilmek için gözünüzü geliştirmelisiniz. Üreticilikte şans unsuru her zaman vardır, ancak iyi bir temelle başlayıp doğru yönde ilerlerseniz şansınızı artırabilirsiniz.
Danua Sahibi Olmak
Danua, evde yeterli mekansal alana ve insanların sevgisine ihtiyaç duyan dev bir köpektir. Ev içinde yaşama disiplini ve erken yaşta tasmayı çekmeden yürüme eğitimi verilmelidir. Eğitimsiz köpekler, çiğneme alışkanlıkları nedeniyle eve zarar verebilir ve yürüyüşler sahipleri için tehlikeli deneyimlere dönüşebilir. Danuaların farklı koşullara uyum sağlamaları için sosyalleşme çok önemlidir. Daha önce de belirttiğim gibi, ırk standardı ringinde yarışmak istiyorsanız yavruluktan sosyalleşme etkinliklerine başlanmalıdır.
Danualar her zaman dengeli bir şekilde beslemelilerdir. Özellikle bir yaşın altında zayıf tutulmaları gerekir. Kemikleri ile ilgili herhangi bir problem oluşmaması için yavaş büyümelerine izin verilmelidir. Yavruluk döneminde eklemlere ve kemiklere baskı yapmamak için egzersiz ve yürüyüşler minimumda tutulmalıdır. Merdiven çıkmak veya koşmak gibi yorucu egzersizlerden, uzun saatler boyunca kafes veya kennelda kapalı kalmaktan kaçınılmalıdır. Her zaman kaygan olmayan yüzeylerde tutulmalılardır. Danualar kontrolsuz bir şekilde uzun ve narin kuyruklarını sallamaktan hoşlanırlar ve bazı duruma göre mutlu köpek send romundan muzdarip olabilirler. Onları kafes veya küçük ortamlarda tutmak, kuyruklarını sert yüzeylere çarpmalarına ve kuyruk uçlarının asla iyileşmeyen açık yaralara dönüşmesine neden olabilir. Durum hemen tedavi edilmezse veya neden olan ortam değiştirilmezse bu kuyruğun veterinizin tıbbi gereksinim nedeni ile kesilmesine dahi yol açabilir. Köpeğin büyük boyutu nedeniyle, Danualar yatmak ve uyumak için yumuşak bir yere ihtiyaç duyarlar. Sert yüzeylere yatmak her zaman vücudun belirli bölgelerinde nasırlara ve bazen de dirsek eklemlerinde hygroma ve yangılara neden olabilmektedir.
Danualar son derece sadık aile köpekleridir. Sahiplerine ilgi gösterir ve onlarla zaman geçirmeyi severler. İnsanlara karşı çok sıcakkanlı olmaları ve sevgilerini göstermeleri ile tanınırlar. Çocuklara karşı asla hırçın davranış göstermezler. Her zaman neşelidirler ve çocuklarla ve diğer aile üyeleriyle oynamayı severler. Genellikle diğer hayvanlara karşı da çok naziktirler. Erken yaşta sosyalleştirilirlerse diğer köpeklerle oynamaktan keyif alacaklardır. Evdeki en rahat yere göz koyarlar ve orada uzun süre uyurlar. Yaşlandıkça uyku ihtiyaçları artar. Onları formda tutmak ve dış mekan ihtiyaçlarını karşılamak için günde birkaç kez düzenli günlük yürüyüşler şarttır. Bulundukları ev ve bahçe içinde son derece koruyucudurlar ve güvensizliklerini çitinize yaklaşan yabancılara çekinmeden göstereceklerdir. İri cüsseli Danuaların, Dobermanlar veya Alman Çoban Köpekleri gibi diğer koruma köpekleri gibi davetsiz misafirleri kovalaması veya ısırması asla istenmemektetir. Sahipleri durumu kontol altına alıncaya kadar evlerini havlayarak ve korkusuzca savunarak beklemeleri gerekir.
Sağlık
Danua, 10 yıla kadar uzayan yaşam süreleri ile kısa yaşayan bir köpek olarak kabul edilir. Bu genellikle cinsin büyük boyutu ile ilişkilendirilir. Bazı ırklar bir takım hastalıklara karşı daha hassastır ve Danualar bu ihtimalden muaf değillerdir. Danua cinsi köpeğinizi saygın bir yetiştiriciden almak, köpeğin daha sonraki yaşamında bu cinsi etkilediği bilinen kalıtsal hastalıkların oluşma şansını neredeyse her zaman azaltacaktır. Tıp ve ilgili alanlardaki gelişmelerle birlikte, iyi yetiştiriciler hastalıkları kontrol etmekte ve etkilenen köpekleri üretim programlarının dışında bırakmaktadır. Herhangi bir ırktan bağımsız olarak bir köpek yavrusu alırken, yetiştiriciye her zaman ebeveynlerin uygun şekilde test edilip edilmediğinin sorulması gerekir.
Dilate kardiyomiyopati (DCM), Danua da dahil olmak üzere bir çok dev ırkta yaygın olarak görülen genetik bir durumdur. Kalp kasının bozulması olarak tanımlanır. Bu durumun bir sonucu olarak, kas incelir ve kan pompalamayı zorlaştırır. Kasların incelmesi ve gerilmesi sonunda bir kalbin büyümesi ile sonuçlanır. Azalan enerji, öksürük, nefes almada zorluk ve birden yıkılma, köpeğin hastalığa sahip olabileceğinin olası belirtileridir. Genetik olduğu düşünülen ve Danualarda gözlenen bir diğer sağlık durumu Hipotiroidizm olarak adlandırılır. Bu, tiroid bezlerin yeterince tiroid hormonu üretmediği bir durumdur. Tiroid bezi vücudun metabolik hızını düzenler. Bu nedenle hipotiroidi olan bir köpekte metabolizma yavaşlar. İştah artışı olmadan kilo alımı, uyuşukluk ve egzersiz yapma isteksizliği, soğuğa tahammülsüzlük, aşırı dökülen donuk tüyler, artan hassasiyet ve baskı yapar. Bu basınç, vücuttaki kan dolaşımını tehlikeye atarak sistemik şoka neden olur. Karın şişmesi veya olağandışı salya akması meydana gelirse, köpek derhal veterinere götürülmelidir. Yemek yedikten ve su içtikten sonra egzersizi sınırlamak gibi önleyici bakım, öğünleri düzenli bir şekilde tek sefer yerine birkaç sefere bölmek gerekir. Danua beslerken gaz yapan yiyeceklerden her zaman kaçınılmalıdır.
Veteriner hekiminize düzenli ziyaret, köpeğinizin sağlıklı olduğundan emin olmak için son derece önemlidir. Köpeğiniz yaşlandıkça, kişisel olarak düzenli olarak veya köpeğinizin durumundaki veya ruh halindeki değişiklikleri fark ettiğinizde kan sayımı ve biyokimya almanızı öneririm. Düzenli kontroller, semptomları fiziksel olarak görmeden, gösterebilecekleri organ sorunlarına veya hastalıklarına karşı erken önlem alınmasını sağlayacaktır. Danua cinsi köpeğinizi bir noktada ameliyat ettirmeniz gerekirse, dev köpeklerin anesteziye diğer ırklardan daha fazla duyarlı olduğunu unutmayınız. Ameliyattan önce bunu gündeme getirmeniz ve veterinerinize hatırlatmanız önemlidir.
Kaynak:
Yazar: Pars Kibarer